Ha sosyal canlı türü : İn-San, sen öyle san :)

Felsefe ve edebiyat konularında paylaşımlar... Kafayı kullanın, yorun ve anadiliniz ile bunları paylaşın !.. m43 forum felsefe ve edebiyatı tavsiye eder !

Moderatörler: Esat Sanlav, Ubeyd, biunlu

Kullanıcı avatarı
ciddibiri
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 7407
Kayıt: Pzt Nis 06, 2015 6:57 pm
İletişim:

Ha sosyal canlı türü : İn-San, sen öyle san :)

Mesajgönderen ciddibiri » Pzt Ağu 01, 2016 3:40 am

Böyle bir söze rastlayınca laf lafı açtı ben kendi kendimle birşeyler konuştum gibi. Dedim içimde kalmasın !.. Doğrusu-yanlışı, eksiği-fazlası ile belki kimi düşüncelerimize dokunur falan diyerek de paylaşayım dedim sizlerle.

"Eş eşi terapi eder... Ya da terapiye muhtaç eder" - Uzman Pedagog Dr. Adem Güneş 'in bu sözünü görünce birşeyler demek istedim ben de...

İşte şöyle,

Varlığı ile yokluğu aynı oranda %50 iyi yada %50 kötü duruma sokabilir. Seçim sizin, bir eş edinerek terapiye muhtaç olmak mı ! Bir eş edinmeyerek terapiye muhtaç olmak mı !.. Veya bir eş edinip terapi ihtiyacı yaratıp ondan terapi beklemek mi !? Yoksa bir eş edinmeyip terapi ihtiyacı meydana getirmeyerek birisinden bir beklenti içinde bulunmamak mı   ? Bence, temelinde insan asosyal ve/veya yalnız yaşaması gereken bir türdür ! Fakat, geliştiğini iddia ettiğimiz beynimizin bazı zevkler konusunda aşırıya kaçan bağımlılıkları nedeni ile "sosyal olmak" bir zorunlulukmuş gibi gösterilegelmiştir. En basitinden temek gereksinimlerden birisi "üreme" konusunun hiçbir canlı türünde insanlarda olduğu gibi delilik ötesi abartıldığını göremezsiniz mesela !.. "Sevmek" içinde sonsuz entrikanın döndürüldüğü sosyal bir dolandırıcılık alanıdır. Hiçbir canlı üremek için eşi olacak türdeşini insanlarda olduğu şekilde aldatarak üremeyi hak etmez !
Yine bu sebeple hiçbir canlının üreme öncesi eşi olabilecek türdeşlerini sadece anlık zevkleri için aldatıp gecelik ilişkiler yaşamak gibi bir sahtekarlığı yoktur !.. Sözde "korunma", "daha kolay temel ihtiyaçları sağlayabilme" ve "güvenlik" gibi gerekçeler ile sosyalleşmeyi bir çare olarak keşfettiğini zanneden insan türü aslında bu yol ile her an için aralarından birilerinin yapabileceği her türlü sahtekarlık için diğerlerinin bu sahtekarlar için hemen yanı başında avlanabileceği kalabalık olmuşlardır !!! Doğanın yada Yaradanın diğer hiçbir canlıda olduğu gibi insan türüne vermediği renkli tüyler, şahane bir ses ile ötme, akıllara durgunluk veren kur dansları vb. gibi özellikleri olmayan ve hatta çıplakken aslında hiç de öyle çarpıcı albenisi olmayan bu türün hastalıklı beyni türünü koruma ve savunma gerekçeleri ile gelişmiş beynini de türüne karşı kullanır. En basitinden aldatmalarda şantajlar diyelim. Daha gelişmiş hallerinde silahlı, savaşlı ortamlarda insanların yaptığını binyıllardır bildiğimiz rezillikler !..
Teknoloji çağında ise bilim ve teknolojinin başdöndüren hızına yetişemediğimizi zannederken aslında insan türü bunu da çok başarılı bir biçimde türüne karşı kullanmayı başarmaktadır. Telefonla dolandırıcılıklar, sanal sosyal ağlardaki gibi ortamlarda aldatmalar, maddi ve manevi dolandırıcılıklar vb. sosyal bir tür olduğu iddia edilen insana ait "olağan" hallerdir. Küme küme bölünerek farklı din, dil, ırk, coğrafya, kültür vb. gibi ayıraçlar ile her bir ayrı kümenin kendisini diğerlerinden üstün gördüğü bu bölük sosyal insan toplulukları kendi içlerinde türlü batakları farklı seviyelerde yaşamaktadırlar. Kimisinde uyuşturucu rezilliği daha yüksek olabilirken kimisinde inançsal dolandırıcılık, bir başkasında ahlaki yozlaşma vb. Bazı temel farkların coğrafi çerçevedeki topluluğun icat ettiği kanunlar sebebi ile daha iyi olduğu söylenebilir. Fakat böyle bir yerde dahi ikili ilişkilerden tutun da bir çok alanda sahtekarlık düzeyinin ne oranda olduğunu pek de net şekilde "Evet, daha iyi" olarak tanımlayamayız. Çünki refah seviyesi = hayatı daha düzgün yaşayabilmek değildir !.. Refah seviyesi insanların sadece temel ihtiyaçlarını ve güvenliğini daha iyi sağlayabilen ortamlar için kullanılır. Tabi detayda farklı bölümler de söylenebilir ama ana yönleri bunlar.
Peki insan neden böyledir ? Halk arasında "Rahat batması" denen şey aslında hafiften dokunur konuya ama tam değil. Tam olarak ifadesi bu durumun "insanın rahatsız bir canlı" olmasıdır ! :) Öyle büyüktür ki bu rahatsızlığı belki milyonlarca yıl önce evcilleştirdiği ve %100 kendi çıkarına hizmet ettirdiği, varlığını insan varlığına adamış bir çok türü yeri geldiğinde asla onun kadar rezil olamayacağı halde kendi türdeşini aşağılamak için ismen kullanır !!! Köpek der mesela, inek der, öküz der, eşek der... der de der !.. Bir tanesi kadar insanlığa fayda etmiş midir O ise ? Peki insanı bu denli şimartan, ...ünü kaldırtan nedir ?! İlk nedeni hiç anmayalım burada, hepiniz direk bunu bilmişsinizdir herhalde. Bana göre en önemli sebeplerden birisi de hafızasıdır !.. Fakat, hafızası da o denli sapık işlemektedir ki örneğin yaşam alanını işgal ettiği bir dağ arslanı ondan birisine saldırdığında hafızası sayesinde bu türe karşı savaş açar ve soyunu tüketebilir. Sanki Yaratıcı Dünya'daki ona el pençe hizmet etmeyecek olan diğer tüm canlıları insan uğraşsın, iş olsun, sıkılmasın, bunları temizlesin diye yaratmış ! :) Dolayısı ile hafızası intikam ve kine o denli açık bir ceptir ki dolup taşmak bilmez, bitmez. Kendi türüne mensup birey, topluluk ve hatta ülkelere kadar büyüyebilecek kin-nefret hafızaları olabilir insan türünün. Not : Bakınız istediğiniz kadar yakın ve uzak tarih ! :)

Şimdi size birisi diyecek ki bu türden birisi ile anlaşırsanız hayatınız cennete döner, harika olur ;) Sosyalleşin, üreyin !.. Önce 2'li olun, peşi sıra 3,4,5... derken dede-nene vs.
Bir örnek... Delikanlı ve kız evlenecekler... sosyalleşmenin türlü evrimlerini geçirmiş günümüz toplumlarında bu süreçte 1001 türlü saçma kural ve detay vardır. Örneğin evlenen çiftlerin bu durumu görmemişliğin imkanlar dahilinde zirvelerine ulaşması için gösterecekleri çaba sosyal çevre tarafından memnuniyet ile, sayğı ile, eğlenilerek, hatta çevre tarafından da geline ve damada direk para takmak gibi rezil bir davranış ile onore edilmektedir :) Kabul edilir mantığı da "E düğün yapalım, davetlilerden masrafını çıkartırız" hatta nicesinin masrafı çıkartmaktan öte bu olayı kar ile kapattığı da bilinir. Vah zavallı güvercin, erkeği guk gu gurrr guk gu gurrr yaparak dişinin etrafında boğazını şişire şişire kaç gün dolansın, yaptıklar 2 dakikalık bir çiftleşme ve 2 yumurta !.. Ne rezil, ne değersiz, ne harika, inançsız vs. vb. en kötü varlıklar bu güvercinler !!! Ölsünler ya şuracıkta hemen aaa ! Kültürsüz, eğitimsiz, cahil güvercinler işte. Hem zaten bana ne yumurta verir, ne eti bir şeye benzer, aa yettiler gerçekten de soyunu kurutmak lazım bu güvercinlerin !.. Ne ise, onca rezillikten birkaç yıl sonra bu delikanlı ve genç kızımız anlaşamaz falan. Derken boşuna mı delikanlı dedik sandınız ? ! Herif çeker bıçağı doğrar 3 çocuğununu anasını sokak ortasında. Çıkartırlar kanun karşısına, yaratık "namusum" der makam hafifletici neden sayar, 10 yıl yatmaz, çıkar ve çıktıktan sonra öldürmeye devam eder !.. Hafızasının dolmak bilmez bir kapasitede kin ve nefret alabildiğini söylemiştik.
Öyle görünüyor ki bütün bu sosyalleşme sürecini yaratanlar tahminim minimum 2 süper rahatsızdır. Bunlar sürekli birbirini her türlü aldatmaktan dolayı bir gün "E yeter artık" dememişler mühakkak, doyabileceği bir şey değil çünki !.. Olay sıkılma safhasına varmış "Ulen hep sana atlıyorum, bir de sırf aldatayım diye olmayan birilerini hayal ediyorum, hayalimde onlara atlıyorum" :) Karşıdan da aynı tepki gelince "Gel bir şu mağardan çıkalım, belki başka deliklerde delikli deliksiz bizim gibi sıkılmış rahatsızlar vardır" demiş olabilirler ;)
Koca bir parantezi kapatalım ve şöyle de bir bakalım,
Görüleceği üzere insanın sosyalliği kullanabilenler için bir hazinedir. Her türlü sosyalleşmeden bu durumdan faydalanmasını bilen bir azınlık kendisine türlü şekillerde büyük faydalar sağlamaktadır. Bunun yanı sıra sosyal çoğunluk ise kullanılmakta, sömürülmekte, mağdur edilmektedir ! Buna rağmen çoğunluğa verilen en temel dürtülerden "korku" sayesinde azınlığın çoğunluğu sömürüsü daimi kılınır !.. Her türlü inançsal, kültürel, sosyal ve hatta kanuni kural sömürülecek çoğunluk için "Bakın sizi koruyoruz" diye bağıran dev hoparlörler gibilerdir. O ise yaptıkları sadece kuru gürültüdür !!! Sadece kümeste yada ahırda yumurtanız-sütünüz-etiniz-canınız ne zaman sıra size gelecek ise o zamana kadar kendinizi en iyi biçimde besleyip hazır etmeniz için size söylenen bir ninnidir bu ve UYURSUNUZ ! UYUYORSUNUZ !..
INSTAGRAM : https://www.instagram.com/ciddiyibiri/ - flickr adresimiz - https://www.flickr.com/groups/m43turkiye/ - flickr kullanımına dair faydalı bilgiler - http://m43turkiye.com/viewtopic.php?f=10&t=32 - Kişisel flickr : https://flickrock.com/ciddi - B L O G U M http://fotoptik.blogspot.com
-
Ekipmanlarım : E-P5 , OM-D E-M10 - 14-42mm. R II, 14-150 II, 25mm. F1.8, 60mm. F2.8 makro (Vivitar 75-205mm. tele, Olympus OM 50mm. F1.8, Carl Zeiss Jena 135mm. F3.5, Helios 44M-6 58mm. F2.0)
-
Tamrac Velocity 5766 çanta , Transcend TS RDF8K USB3.0 kart okuyucu, Sandisk SDHC UHS-I 45mb/s kart , Manfrotto PIXI mini tripod

“Felsefi ve Edebi konular” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir